12 Aralık 2007 Çarşamba
Cep Teknolojisinde Yeni Alanlar
10 Aralık 2007 Pazartesi
8 Aralık 2007 Cumartesi
Reklam Adamcıkları
Muhafazakarlık mı?
7 Aralık 2007 Cuma
Yazarlardan Kitap Önerileri
İhsan Oktay Anar: Yurttaşlık Felsefesinin Temelleri-Thomas Hobber, İlkçağ Felsefe Tarihi 2 – Ahmet Arslan, İlkçağ Felsefe Tarihi 3-Ahmet Arslan, Varlık ve Öz – Thomas Aquinas, Yemek İçin Yaşamak – Felipe Fernandez-Armesto, İstanbul Semtleri(Tarihi ve Efsaneleriyle) – Niyazi Ahmet Banoğlu, Zaman Makineleri – Paul J. Nahin, Osmanlılar ve Ölüm – Gilles Veinstein, Köle Pazarından Saraya Cariyeler – Serna Ok, Osmanlı’da Ordu ve Savaş (1500-1700) – Rhoads Murphey
Ahmet Ümit: Karamazov Kardeşler – Dostoyevski, Anna Karenina – Tolstoy, Kırmızı ve Siyah – Stendhal, On Küçük Zenci – Agatha Christie, Günlerin Köpüğü – Boris Vian, Gülün Adı – Umberto Eco, Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar, Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet Ran, Anayurt Oteli – Yusuf Atılgan, Ben Ruhi Bey Nasılım – Edip Cansever, Ve Durgun Akardı Don – Mihail Şolohov, İnce Memed – Yaşar Kemal, Bereketli Topraklar Üzerinde – Orhan Kemal, Yaban – Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Zamanımızın Bir Kahramanı – Mihail Yuryeviç Lermontov.
Yalçın Küçük: Faust – Goethe, Dorian Gray’in Portresi – Oscar Wilde, Yabancı – Albert Camus, Suç ve Ceza – Dostoyevski, Anna Karenina – Tolstoy, Yaban – Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sinekli Bakkal – Halide Edip Adıvar, Yeşil Gece – Reşat Nuri Güntekin, Mutlak Peşinde – Balzac, Üç İstanbul – Mithat Cemal Kuntay, Ölmeye Yatmak – Adalet Ağaoğlu, Kurt Kanunu – Kemal Tahir, İki Şehrin Hikayesi – Charles Dickens, Handan – Halide Edip Adıvar.
Yaşar Kemal: Bütün Öyküler – Anton Çehov, Dede Korkut – Adnan Binyazar, Don Kişot – Cervantes, İlyada – Homeros, Kuyucaklı Yusuf – Sabahattin Ali, İlyada – Homeros, Meme Alan Destanı – Anonim, Murtaza – Orhan Kemal, Palto – Gogol, Parma Manastırı – Stendhal, Yaban – Yakup Kadri Karaosmanoğlu.
Şimdi de gelelim benim önerilerime : Huckleberry Finn’in Maceraları – Mark Twain, Yüzüklerin Efendisi – J.R.R Tolkien, Durgun Akardı Don – Mihail Şolohov, Kızıl Hasat – Dashiel Hammett, Don Juan’ın Öğretileri – Carlos Castaneda, Don Kişot – Cervantes, Arı Kovanı – Camilo Jose Cela, Yağmur Yüklü Bulutlar – Orhan Kemal, Amat – İhsan Oktay Anar, Ölmez Otu – Yaşar Kemal, Vahşetin Çağrısı – Jack London, Aden – Stanislav Lem, Bitmeyen Kavga – Steinbeck, Foucault Sarkacı – Umberto Eco, Otostopçunun Galaksi Rehberi – Douglas Adams, Tırpan – Fakir Baykurt, Yüzyıllık Yalnızlık – Marquez, Dava – Kafka.
6 Aralık 2007 Perşembe
FossurGama Sunar: Bara Giriş
FossurGama Sunar: Fatura
FossurGama Sunar: İntikam Bokuna
FossurGama Sunar: Canlandırma: Avcıya Bak Be!
Engin Arık’ın Anısına Saygıyla
“Bizim rezervlerimiz zaten toryum 232. Yüzde yüz oranda oksitlenmiş durumda toryum içeriyor. Kurşun hedef dediğimiz şey, içine toryum konulan bir muhafaza, bir kap, silindirik biçimde, boru biçiminde olabilir. Üzerine hızlı proton gönderildiği için “hedef” olarak adlandırılıyor. Bu tip reaktörlerin eskileriyle mukayese edilmeleri mümkün değil. Kesinlikle patlama tehlikesi yok. Çernobil benzeri bir felaketin tekrarlanması mümkün değil. Radyoaktif kalıntı minimum nispetinde. Bu da nötronlarla yok edilebiliyor. Reaktörün fişini çektiğinizde her türlü işlem duruyor. Doğa kirlenmiyor, minimum atıklar da uzun ömürlü değil.”
2010’da ilk reaktörler devreye girecek.
(Bilgiler Ali Sirmen’in yazısından derlenmiştir.)
İçerledi Soroscuklar
AKP Yazarlara Karne Veriyor
Buna gore pekiyi alanlar: Mehmet Altan, Hasan Cemal, Taha Akyol, Mehmet Barlas, İlter Türkmen, Deniz Gökçe, Hasan Celal Güzel, Ahmet Altan, Nuray Mert, Yasemin Çongar, Ergun Babahan, Emre Aköz, İsmet Berkan, Engin Ardıç…
Sınıfı geçenler: Serdar Turgut, Cüneyt Ülsever, Rauf Tamer, M. Ali Birand, Yavuz Donat, Ahmet Hakan Coşkun…
Sınıfta Kalanlar: Güngör Mengi, Ruhat Mengi, Emre Kongar, Yılmaz Özdil, Oktay Ekşi, Bekir Coşkun, İlhan Selçuk, Melih Aşık, Serdar Akinan, Tufan Türenç, Can Ataklı, Mustafa Mutlu, Altemur Kılıç, Yiğit Bulut, Mustafa Balbay…
Araya girip Fehmi Koru, Nazlı Ilıcak, M. Karaalioğlu, Ekrem Dumanlı gibi muhafazakar medyadakileri sordum. Cevap aynen şöyle: Onları saymıyorum. Onlar zaten bizim adamlarımız. Onları biz gazeteci olarak görmüyoruz.
Kayıp Nedir?
Norman Cousins
Yerinde Şaka
(Selçuk Altun'un Cumhuriyet Kitap'taki Aforizmalarından alınmıştır.)
Anlatıcı Sonunda Ölüyor
Don Paterson
İslamcı Baskı İçin Baskı – Yalçın Küçük
“Sermayedarlar 1980: İslamcı Baskı İçin Baskı
Kayıp her taraftan. Kaybedenler var. Yalnız şu da var: Kazananlar olmazsa kaybedenler olmaz. Tersi de doğru. Yoktan var olmaz, vardan yok olmaz. İşçi ve emekçiler kaybediyor. Çok kazananlar var. Gelir bölüşümü, insafsız bir hızla daha da bozuluyor. Bundan bir sonuç çıkıyor: Türkiye’de lüks tüketim için üretim ver gerçekten lüks tüketim için harcama alanları açılmaktadır. Bu yüzden Türkiye ekonomisi, artık fakirleşen işçi ve emekçiler için, İslam’ın “Tevekkül Felsefesi”ne daha çok muhtaç duruma gelmektedir.
Siyasal iktisadın duygusuz fakat açıklayıcı mantığıyla bakınca ortaya şöyle bir tablo çıkmaktadır: Ufukta İslam var. Aslında İslamcı baskı şimdi de var. Ufukta olan daha derin bir dinselliktir.
Asker Gelecek; Erbakan’ı Hapsedecek ve Türkiye Daha İslamcı Olacak.
Bu üçüncü yolu şöyle formüle etmek mümkün: 12 Mart Süleyman Demirel’i başbakanlıktan indirdi. Ancak, esas olarak, Süleyman Demirel’in politikasını uyguladı. Demirel’in bütün rakiplerini politika sahnesinden sildi. Türkiye İşçi Partisi’ni kapattı, İnönü’yü tarihin derinliklerine gönderdi, Necmettin Erbakan’ın partısini kapattı, kendisini, İsviçre’ye raptetti. Şimdi çok daha kapsamlı bir askeri müdahalenin, bunun tersini yapması mümkün. Tersi şu: Erbakan’ı Türkiye’nin siyaset sahnesinden silip Erbakan’ın temsil ettiği İslamcı-dinsel politikayı daha yoğun bir biçimde uygulamak.”
(Yalçın Küçük, Bir Yeni Cumhuriyet İçin)
Sol Müdahale kitabında eski yazısını bir daha gözler önüne seren hocamız bir de parantez açıyor: “Demek ki, Ordu’nun Kemalizm’i Erbakan’ karşıtlık ile sınırlı idi. Erbakan, dinsel politikacı olmanın yanında, millici, kalkınmacı, İsrael’e karşı, komşu ülkelerle dostluk yanlısıdır; itiraz buradadır. Bu tespitten de şu çıkıyor, “akp”, sadece bir temizlik hareketi idi, millici ve kalkınmacı olmayan, İsrael ile nerede ise uydu ilişkisinde ve bu nedenle komşu ülkelere karşı iki yüzlü bir hareket aranıyordu, o halde akp, kendiliğinden bir oluşum değil, sadece bir icat idi.
5 Aralık 2007 Çarşamba
Günün Müzik Menüsü
Güzel Bir His
Ne Ağacı Ne Ormanı?
Hikmet Çetinkaya’nın isyanına katılmamak elde mi? Kazdağları’ndan Kaçkarlar’a; Toroslar’dan Eşme Kışladağı’na dek doğa cenneti topraklarımız “altın avcıları”na peşkeş çekilmişken ve siz bu konuda en ufak bir bilgiyi (yabancı maden şirketleriyle ortak AKP dostu işadamları mesela) ne okurunuzla ne seyircinizle paylaşmazken CNN’de “Bir Ağaç da Sen Dik, Ormanlar Elden Gidiyor” kampanyasına girişmeniz, göstermelik ve aşağılık bir oyundan başka nedir beyler?
Ilımlı Diktatorya!
Amerika bunun farkında, AKP bunun farkında, Medya ihalede rantta... İsrail bunun farkında, AB bunun farkında, Halk türbanda, niyazda diye bir şarkı yapmak geldi içimden...
Hayvan Hakları Hayvanoğluhayvanları Kapsamıyor
Yolsuzluk ve Yoksulluk – Prof. Dr. İlyas Yılmazer
Bu hafta Enerji üzerine oynanan oyunları büyük savaşçı kişilik, değerli bilimadamı İlyas Yılmazer’in ağzından dinlerken, bazı konuları not alıp bloguma aktarmayı görev bildim. Çünkü medya her şeyi gizliyor. Çünkü basın susturulmuş, korkutulmuş, satın alınmış. Yılmazer’in tüm kanallara ve gazetelere başvuruda bulunup sadece Kanaltürk’te kendini ifade etme olanağını bulması önemli bir kanıt.
Özet olarak konulara geçersek ortaya serilen gerçekler şunlar: -- Elektriğimizin % 72’sini dışarıdan alıyoruz. Hem de doğalgazdan dönüştürülen elektriği alıyoruz ki, daha pahalı ve bağımlı olduğumuz ülkeler açısından da oldukça riskli. – Oysa ki, bilimadamlarının araştırmasına göre yenilenebilir enerji kaynağı açısından Anadolu dünyada birinci konumda. Suyumuzun 4’te 3’ü boşa akıyor, Kömürümüzün 3/2’si toprağın altında yatıyor, tasarruf tedbirlerimiz sıfıra yakın ve en önemlisi, rüzgar enerjisi açısından cennet olan ülkemizde bu konuda yatırımlar göstermelik. – Neden mi? Çünkü AB bize 70 MW rüzgar enerjisi kullanma izni verdi reformlar baabında. Derneklerin, Sivil kuruluşların yıllar süren çabası sonucunda, bu kota kaldırıldığı anda, 78 GW’lık Rüzgar Gülü izin başvurusu yapıldı. Aradaki farkı siz hesaplayın. Ayrıca izin başvurusu yapılan yerler Anadolu’daki kaynakların yarısını bile bulmuyor. Yani, sadece yirmi yılda maliyeti 100 kat düşen ama verimi 500 kat artan Rüzgar Gülleri’ni kullanarak Türkiye’nin tüm enerji açmazını kolayca çözmek mümkün. Hatta belki dışarıya da satmak. Çünkü şu anda kullanılan enerji miktarımız sadece 35 GW. – Peki tüm bu oyunlar niye oynanıyor? 11’incinin bir gün bile bekletmeden imzaladığı Nükleer yasa geçirilerek Amerika’nın tüm radyoaktif çöpünü Türkiye topraklarına yığmak için olmasın. 1978’den beri tek bir santral açılmayan ABD’nin elinde kapatamadığı nükleer santralları ve gömmeyi başaramadığı tonlarca nükleer atığı var. Bunu yazan da bir Amerikan dergisi. Çıkarılan yasanın tamamen çeviri olduğunun ortaya çıkması da ayrı bir komedi konusu. Ancak sömürgelerde görülebilecek bir saçmalık. – Medya ve Hükümet’in bir aldatmacası da birbiriyle hiçbir alakası olmayan nükleer enerjiyle nükleer santralleri aynı şeymiş gibi göstermesi.
Programda değerli hocamız, yıllarca; büyük bir doğa katliamcısı olan ve ovaları kupkuru topraklara dönüştüren barajlara nasıl karşı koyduğunu, 4 milyar dolara malolan bu bir başka rant kapısının karşısına, yüzyıllardır kullanılmış yatay kuyu sistemiyle 4.5 milyon dolara sonsuza kadar su sorununu çözecek önlemler koymasına rağmen, iktidarların nasıl da hem paramızın hem de topraklarımızın dış güçlere peşkeş çekildiğini mükemmel bir şekilde açıkladı.
Uzun bir konu olduğu için İlyas Yılmazer’in kitabını almanızı ve yıllardır her türlü baskıya direnerek köylüsünü, doğasını, tarım topraklarını büyük bir yağmaya karşı korumak için mücadele veren büyük bir savaşçıyı okumanızı , ayrıca bu gerçekleri herkesle paylaşmanızı diliyorum.
Eylül ayında bloga giren diğer Yolsuzluk ve Yoksulluk yazısını okumak için tıklayın.
25 Aralık 2007 tarihinde giren yeni İlyas Yılmazer yazısını okumak için tıklayın.
3 Aralık 2007 Pazartesi
FossurGama Sunar – Ergenlik Gözyaşları
Tarikatın Kadar Konuş
FossurGama Sunar: Saçlı Başlı
FossurGama Sunar: Sınav Zamanı
Gecenin Müzik Menüsü
30 Kasım 2007 Cuma
ANILAR KİTABI - 5. BÖLÜM 1. ANLATI
(Kayıp Ülkenin Masalları'ndan)
Fuşan Yuan Dedi ki:
En yüksek Yol akın gözlerinden önce kesinlikle oradadır, dolayısıyla görmesi zordur, fakat güçlü iradeli olmak ve uygulamada güçlü olmak şarttır.
Ne yapıyor olursanız olun, buna dikkat edilmelidir. Bir gün inanır, on gün kuşku duyarsanız, sabahları çalışkan, akşamları tembel olursanız, gözlerinizin önündeki Yol'u görmekte güçlük çekmekle kalmaz, fakat korkarım yaşamınızın sonuna dek bu Yol'a sırtınızı dönmüş olursunuz.
Deliler Evinden Manzaralar 3.1
(Sayko ile ortak macera ortak hikaye. Çılgınlık dolu dizgin devam ediyor.
İlk Bölümler - Deliler Evinden Manzaralar 1 - Deliler Evinden Manzaralar 1.9)
...
(Devamı Saykolog'da. Deliler Evinden Manzaralar - S.O.S)
