AKP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AKP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2007 Pazartesi

Yabancılar AKP’den niye bu kadar memnun? – Erol Manisalı

Türkiye yıllık 50 milyar doların üzerinde dış ticaret açığı veriyor. Onlardan gereksiz yere aldığımız mal ve hizmetlere paramız yetmediği için borçlanıyoruz ve bağlanıyoruz.

Sonra, onların kendi iç piyasalarında sermayenin yıllık getirisi yüzde beş dolayında iken paralarını bizim borsamıza getirip dört beş katı havadan kazanç sağlıyorlar. Sağmal inek gibi sağıyorlar. İhtiyaçlarını bol bol tatmin ediyrlar.

Bu kadar değil; piyasamızı onlar gibi korumadığımız ve en serbest piyasayı oluşturduğumuz; makro ve ulusal iktisat politikası izlemediğimiz, neyi yapıp neyi yapmayacağımızı, AB’ye ve IMF’ye bıraktığımız için yerli sanayiciler ya tesislerini kapatıyor ya da yok fiyatına yabancılara terk ediyor. Dev yabancı tekeller mobilyadan, mücevhere, gıdadan reklama, ilteişmden bankalara kadar sanayi ve hizmet sektörünü ele geçiriyor.

Vahşi kapitalizm Türkiye’yi sömürürken işbirlikçi oligarşi de hizmetinin karşılığını alıyor; - şeriatçılar emperyalizmi arkalarına alarak “dinci bir devlet yapısı” kuruyorlar – bölücülerbatı sayesinde ilerliyorlar – Büyük sermaye daha da büyüyor. Yerli sanayi çökerken tarım yokolurken, “dolar milyarderlerimizin” sayısı artıyor.

11 Eylül 2007 Salı

Yolsuzluk ve Yoksulluk

Tuncay Mollaveisoğlu’nun KanalTürk'teki programında bir kez daha müthiş konuklar olağanüstü konularla buluştu. AKP hükümetinin sınır tanımaz satış operasyonları masaya yatırıldı. Suyu Özelleştirme adı altında Türkiye’nin barajları, akarsuları, göllerinin yabancıya peşkeş çekileceği, böylece kendini sübvanse etmekte zorluk çeken, denetimsiz ithalatın altında ezilen tarımın bir de su ücretlendirilince çökeceği, yeni bir göç dalgasının başlayacağı konulardan sadece biriydi. Maden aramak için ruhsat alan yabancılara o toprakların satıldığı (üst arazi satılmadan maden tetkikine izin verilmiyor), şimdiden 150 bin kilometre karelik alanın, yani Türkiye’nin beşte birinin dış ülkelere pazarlandığı ve bu satışın son hızla süreceği varsayılırsa yakında ülkemizin yabancıların eline geçeceği; barajlar ve yanlış sulamayla Fırat ve Dicle, yani Yahudiler için kutsal sayılan toprakların kuraklığa mahkum edildiği, amacın o bölgelerin tarımdan arındırılarak boşaltılması ve maden aramaya elverişili hale getirilip satışa açılması olduğu da konuşuldu. Enerjide olduğu gibi özelleştirilen barajlarda da yabancı şirketlerin su alım garantisiyle geldiği ve satılsın satılmasın yıllık belli bir ödemeyi ceplerine indireceği (sadece kendileri değil tabi, hükümete yakın isimlerden oluşan Türk ortaklarıyla birlikte) gibi akıl almaz gerçeklere de değinildi.

Bu arada diğer kanallarda neler mi konuşuldu? Yok Cumhurbaşkanımız Başbakanımıza iade-i ziyarette bulunmuş, yok piyasalar umut veriyormuş, yok yeni anayasa özlem duyduğumuz sivil demokrasiyi sonunda ülkemize getirecekmiş. Yani bir sürü safsata masaya yatırılırken tek istenen gerçeklerden mümkün olduğunca uzak durmaktı. Aman piyasalara bir şey olmasın, Türkiye bitse de önemli değil.