21 Mayıs 2012 Pazartesi

Sinemada Betimleme Sanatı


"İzleyiciye sunulan film çerçevesi içinde gerçekçiliği vermek için bir yönetmen, bu çerçeveyi çevreleyen boşlukta belli seviyede gerçekliğe aykırı davranışlara göz yummalıdır. Örneğin, ayakta durdukları farz edilen iki kişinin öpüşmesinin yakın çekimi ancak bu kişileri mutfak masası üzerinde diz çöktürerek sağlanabilir. Hatta masayı çerçeveye girsin diye 20 cm yukarıya bile kaldırabiliriz. Bir adamı masanın arkasında ayakta dururken göstermek mi istiyorsunuz? Adama yaklaştıkça masayı da yukarı kaldırmalısınız. Tabii masanın da görüntüde yer almasını istiyorsanız. Her neyse, çoğu yönetmen böyle şeyleri küçümsediği için, masayı da görüntüye almak amacıyla kamerayı çok uzağa yerleştirirler. Her şeyin perdeye, tıpkı sette göründüğü gibi yansıyacağını sanırlar. Çok gülünç! Görüntüleri perdeye yerleştirmek, hiçbir zaman olgulara bağlı bir tarzda ele alınmamalıdır. İstediğiniz her şeyi, gerek duyduğunuz görüntüyü almanızı sağlayacak sinema tekniğinin yerinde kullanımıyla elde edebilirsiniz. Kısa kesmeler yapmaya gerek kalmayacağı gibi, almak istediğiniz görüntü ile elde ettiğiniz görüntü arasında da uzlaşma sağlamaya gerek yoktur. Çoğu filmin yeterince kuvvetli olamamasının nedenlerinden biri, sinema endüstrisinde çalışan çok az kişinin, betimleme sanatı hakkında bilgi sahibi olmasıdır."(Alfred Hitchcock, Truffaut ile Söyleşiler'den)

Hiç yorum yok: