6 Eylül 2010 Pazartesi

Savaş Sonrası Fiyasko Rehberi

...
ABD'nin Irak projesi daha başından fiyasko belirtileriyle başladı: Almanya, Fransa hatta Japonya savaşa katılmadı. Batı ittifakı bölündü. ABD'nin dünya halklarına sergilemek istediği büyük askeri güç, önce Bağdat'ı yerle bir etti, birçok Irak kentinde katliama yakın olaylar gerçekleştirdi. Buna karşılık, ABD işgal başladıktan sonra halkın can ve mal güvenliğini sağlayamadı, yağmaya, cinayetlere göz yumdu. Neticede, dünyanın en büyük askeri teknolojisi, 170 bin personeli, Irak'taki hafif silahlarla, yol kenarı bombalarıyla direnen sayıları en fazla 10-15 bini geçmeyen savaşçıyı dize getiremedi; çareyi bir Sünni-Şii iç savaşında buldu.
Irak, ABD'nin askeri kapasitesini değil askeri zaaflarını sergiledi. Böylece, ekonomik, siyasi, kültürel gerilemesinin yarattığı liderlik kapasitesi açığını şiddete dayanarak bir imparatorluk stratejisiyle kapatmaya kalkan ABD, uluslararası saygınlığının daha da aşınmasına, hegemonyasının en büyük dayanağı olan Batı ittifakının çatlamasına yok açtı. 300 yıllık Batı egemenliği sarsılmaya, yeni güçler yükselmeye başladı. Bu savaşın ABD bütçesine getirdiği yükün de şişirmesiyle sürdürülemeyecek bir noktaya gelen "kredi köpüğü" patladı, tüm dünya, ABD eliyle bir mali krize yuvarlandı. Bu sırada ABD'nin borçlanma gereği Çin'in "vazgeçilmez ülke" statüsüne yükselmesine, ırak savaşının enerji piyasalarına getirdiği basınç Rusya'nın güçlenerek, askeri sınai kompleksini finanse edebilmesine, yakın çevresinde nüfuz alanları restorasyonuna girişmesine olanak sağladı.
Iraksavaşı, Büyük Ortadoğu olarak tanımlanan, çok geniş, bir o kadar da istikrarsız yeni bir jeopolitik bölge yarattı. Bu bölgenin içinde, savaş öncesi güç dengeleri bozulunca İran, ona bağlı olarak Hizbullah ve Hamas'ın güçlenmesiyle, ABD'nin hesaplarının tam tersine, İsrail'in bölgedeki askeri ve ekonomik ağırlığı azalmaya başladı.
Şimdi İran nükleer silahlar yapma sürecine girdi, bölge ülkelerine kıysala çok üstün bir askeri teknoloji geliştirmeye başladı. İran'ın bölgedeki Şii nüfus üzerinde etkisinin güçlendiğini gösteren yerel Şii huzursuzlukları artmaya başladı. Sünni Arap devletleri İran karşısında konumlanmaya çalışırken ister istemez, bölgede Irak'tan Lübnan'a, Gazze'ye kadar "uzaktan kumandalı" çatışmalar sertleşmeye başladı. Birçok gözlemci, AB ülkelerinden Rusya'ya, Çin'e kadar birçok gücün bölgeye yeniden girmeye başladığına işaret ediyorlar.
ABD'nin Irak fiyaskosu, "barış sürecini" öldürmekle kalmadı, savaş olasılıklarını da arttırdı. İsrail, Lübnan ve Gazze savaşlarında kaybettiğini düşündüğü caydırıcılığı restore etmek, İran'ın atom bombası yapmasını mutlaka engellemek istiyor. ABD bölgede, özellikle Gazze'de, Lübnan'da, Irak'ta her sorunun altından İran'ın çıktığını düşünüyor.
"Stratejik Derinlik" fantezisiyle Büyük Ortadoğu bölgesine giderek daha derin bir biçimde girmeye çalışan AKP dış politikası, Türkiye'yi işte bu jeopolitik burgacın için çekiyor, "sıfır sorun" hedeflerken komşularıyla askeri çatışmalara doğru kayabileceği oynak bir zemine oturuyor...

Ergin Yıldızoğlu'nun Dünya Ekonomisine Bakış köşesinden alıntılanmıştır.

Hiç yorum yok: