6 Ağustos 2010 Cuma

Cinecitta Büyüsü



Jean Claude Carriére: Büyük İtalyan sinemasının doğuşunun üstünde – özlemle – durmak istiyorum biraz. Niye İtalya’da ve tam da savaşın sonunda ortaya çıktı? Resmin yüzyıllar süren etkilerinin, genç sinemacıların, bir halkın hayatına duydukları olağanüstü tutkuyla buluşmasından mı? Söylemesi kolay. Dönemin şartlarını istediğimiz kadar tahlil edelim, asıl sebepler daima gözümüzden kaçacaktır. Hele kendimize bir de “Peki neden böyle birdenbire ortadan kayboldu?” diye sorarsak.
Sık sık Cinecitta’yı, Tiziano’nun, Veronese’nin, Tintoretto’nun ve bütün öğrencilerinin aynı anda çalıştığı büyük bir atölyeyle kıyasladığım olmuştur. Şüphesiz biliyorsunuzdur, Papa, Tiziano’yu Roma’ya getirttiğinde, ona eşlik eden kortejin yedi kilometre uzunluğunda olduğu söylenir. Bir yerden başka bir yere taşınan büyük bir stüdyo adeta. Peki Yenigerçekçiliğin ve İtalyan komedisinin doğuşunu açıklamaya yeter mi bu? Ya Visconti’nin, Antonioni’nin, Fellini’nin ortaya çıkışını?


Umberto Eco: Varsayımımıza geri dönüyoruz. Devlet çok güçlü olduğunda şiir susar. Devlet tümden krizdeyse, savaş sonrası İtalya'sında olduğu gibi, o zaman sanat söylemesi gereken şeyi söylemekte özgürdür. Yenigerçekçiliğin büyük mevsimi İtalya darmadağınken açıldı. İtalyan mucizesi denen çağa (yani 1950'li yıllarda sanayideki ve ticaretteki yeniden doğuşa) henüz girmemiştik. Roma Açık Şehir 1945, Paisa 1947, Bisiklet Hırsızları 1948 tarihlidir...

(Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın - Umberto Eco - Jean Claude Carriére - Can)

Hiç yorum yok: