26 Aralık 2011 Pazartesi

Çocuklukta Bir Yerlerde Kayıp

Yumuşak huylu, alçakgönüllü bir insan neden takdir edilir? Herkesin egosunu doyurduğu için takdir edilir. Sadece oyunun tamamını gör. Alçakgönüllü bir insanı neden takdir edersin? Sana karşı alçakgönüllü olduğu, senin egonu desteklediği için. Egon desteklendiği için, sen de karşılığında onun alçakgönüllülüğünü desteklersin. Şimdi bir kısırdöngü oluşur. Herkes onun alçakgönüllülüğünü sevdiği için giderek daha da alçakgönüllü olacak. Saygınlık kazanıyor ve herkes onun alçakgönüllülüğünü seviyor, çünkü onun alçakgönüllülüğü herkesi tatmin ediyor. Bu ego için derin bir doyumdur. Evet, ne mutlu alçakgönüllü ve yumuşak huylu olanlara, çünkü onlarsız egoistler nasıl mutlu olacak? Bunu açıkça anlamanı istiyorum: Ego ve teslimiyet madalyonun iki yüzüdür. Ben egoyu öğretmiyorum, teslim olmanı da istemiyorum. Senden kendi varlığını aramanı ve araştırmanı istiyorum. Ben sana çok büyük bir özsaygıyla sahici, bütünleşmiş bir birey olmayı öğretiyorum. Kendine saygı zihninde şüphe yaratabilir, çünkü benlik saygısı yine egoyu işaret ediyormuş gibi görünüyor. Öyle değil. İki kelimeyi de anlaman gerekiyor, benlik (self) ve saygı (respect); ikisi de önemli. Benlik, doğarken beraberinde getirdiğin şeydir. Ego ise biriktirdiğin şeydir; ego senin eserindir. Bir toplumun, bir kültürün, bir uygarlığın parçası olmadan önce, kendi gerçek benliğini biliyordun. İnsanların çocukluklarının hayatlarının en gün güzel kısmı olduğunu düşünmesi tesadüf değil. O kısım çoktan unutulmuş bir anı çünkü hayatında tam olarak hatırlayamadığın, ancak belli belirsiz bir duygunun, bir çeşit rayihanın, bir tür gölgenin kaldığı günler var. Eğer kendine saygı gösterir, yeniden bakar ve varoluşunun derinliğine inersen, kendini kaybetmeye ve bir ego, yani sahte benlik edinmeye başladığın yeri bulacaksın.

OSHO

Hiç yorum yok: