15 Nisan 2010 Perşembe

The General



Buster Keaton

Bu Dünya Ayının!



ANTİ-KİEN

dimensions of a dialogue - Jan Svankmajer



Jan Švankmajer (d. Prag, 4 Eylül 1934) Çek sürrealist sanatçı, animatör, film direktörü, yönetmen.

Kim bu adam?

Vera Çeykovska - Şiirler

İNSAN ve KAPI
İnsan
Kapıyı kapattığı zaman
Çabucak ve gürültüyle
Kapatır
Cam
Ahşap
Demir
Gövdesi
Ardında
Sayısız
Görüntüler
Sözler
Yansımalar
Ölü doğalar
Canlı anılar
Bırakarak

Fakat kapı
Kendiliğinden kapandığı zaman
Son derece yavaş
Kapanır
Saydam olmayan
Gövdesi ardında
Ölü bir alan
Bırakarak

KUTU
Aşınmış incileri
kesilmiş halkaları
kopmuş gerdanlıkları
mücevher
kutusuna
koyuyorum

Sonra da kutuyu
çekmecelere
sandıklara
dolaplara atıyorum
Unutuyorum

Dil ve gözkapakları
yorgun düşünce de
kendiliğinden
çıkıyor ortaya
açılıyor
iyileştirilmiş incileri
birleştirilmiş halkaları
eklenmiş gerdanlıkları
bana geri veriyor

Bakıyorum:
kutunun içi
karanlık ve verimli

MOZAİK
Kırılan yalınlığımızın
Rengârenk parçacıklarını
Birleştirerek
Bütün hâline getiriyoruz
Suretimizi

Hareketsiz dudaklarımızın üzerine
Donmuş sözcükler
Yerleştiriyoruz

Buğulu
Gizli gözler

Belirsizliğimizin
Siyah perçemlerini

Kararsızlığımızın
Solgun yüzünü

Taşlaşmış adımlarımızı

Arıyoruz kendimizi

Ne kadar belirli
Olsa bile
O taşlaşmş ifade
Yitiriyor anlamını
Orada olmayan gökyüzünün
Parçacıkları altında

Vera Çeykovska - 16 Ekim 1954 yılında Üsküp'te dünyaya geldi. Üsküp Doğa Bilimleri ve Matematik Fakültesi Uygulamalı Fizik Bölümü'nden mezundur.

Fizikle iç içe yaşayan-yaratan Vera Çeykovska'nın şiirini okurken, dil-fizik, şiir-fizik etkileşiminden geçmiş, çağcıl şiir deneyleri içinde oluşmuş kendine özgü şiir yaratıcılığıyla karşı karşıya olduğumuzu unutmamalıyız. Bir bakıma Kuantum Kuramı'nın özünde yatan doğanın, yani evrenin, yani dünyanın, yani insanın bir bütün içinde ele alınması gereğini esas alan şiir deneylerini gerçekleştirebilmek uğruna çoğu zaman şiirin sınırlarını olabildiğince zorladığını da. Kuşağının değerli şairlerinden Sande Stoyçevski'nin yaptığı bir söyleşide "kuantum mekaniği", pek çok psikanalizci ve filozof tarafından zerk edilen belirlenimci karanlığı kovsun diye, insan ruhuna büyük miktarda aydınlık dökmektedir" diyen şair, şiir yaratıcılığında "kuvantum mekaniği"nin makro kosmos-mikro kosmos ilişkisinin" var olma olasılığına dikkat çekmektedir.

Cevat Çapan'ın Cumhuriyet Kitap'taki Şiir Atlası köşesinden alıntılanmıştır.

3 Kemaller!

"Yaşar Kemal’mi? Düşünün bir, beni aradığının bilinmesi için vaktini öldürmek zorunda kalmış. Zeki bir insan, gerçek bir kurnaz! Zaman zaman aramızdaki buzları eritmek için böyle davranıyor. Dedim ya, içedönük biri değil, atılgan ama hesabi..

Hem yetenekli romancı, hem güçlü bir girişim ruhuna sahip ticaret adamı. Beni biraz can sıkıcı buluyorsa da, bana karşı dostça duygular besliyor, sanırım. Ne de olsa, el el üstüne amacına ulaşanlardan biri. Ama yolumun dikenlerle sarıldığı bir gün ve beni kurtarmak için yalnızca bir tek yol kaldığında, el uzatmaktan çekinecektir. O’nu Adana’dan beri iyi tanırım”

“Kemal Tahir de kim? Dağ gibi bir yazar olan Yaşar Kemal’le kıyaslanabilir mi? Bunu düşünmeyiniz bile. Ah, ne acınacak bir durum! Birtakımları, adlarımızı, böyle çağına ayak uyduramamış, kavgasız ve halkını hor gören Kemal Tahir’i, bizim görüşümüzle oluşturarak “üç Kemaller”e çıkarmışlar. Ne anlamsız tanım!”

(Yusuf Kenan Karacanlar’ın “ Orhan Kemal” adlı 1974 baskılı eserinden)

14 Nisan 2010 Çarşamba

Önce doğruyu bilin

Önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bilinirse yanlış da bilinir ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılmaz.

Farabi

Taktik

Shangwu Chouti

Rakibinin dama çıkmasını bekle ve merdiveni çek

Duyuru

Kendini benim yerime koy, onun yerine koy gibisinden karşıdakinin ruh halini sezinleme anlamına gelen kullanımın bundan böyle moda adı empati olmuştur. Kullananların çok müthiş bir şey söylediklerini düşünerek coşkuya kapıldıkları, yabancı da tam lafını bulmuş be, helal olsun dedikleri bilinmektedir.
Türkiye'de belli bir kavramı-duyguyu dile getiren cümleleri tek kelimeye indirecek kuruluşun bir an önce açılmasında şiddetle fayda bulunmaktadır. Bu iş çevrelerinde normal şeyleri farklı kavramlarla dile getirip hava atmaya çalışan güruhu engelleyip tek silahlarını ellerinden almak için şiddetle gerekmektedir.

13 Nisan 2010 Salı

Göründüğün gibi ol, lafına bakış

Önerme:
Sevgide güneş gibi ol
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol
Hataları örtmede gece gibi ol
Tevazuda toprak gibi ol
Öfkede ölü gibi ol
Her ne olursan ol ya olduğun gibi görün
ya göründüğün gibi ol.

Çözümleme:
Sevginin güneşe benzetilmesi yıkıcılığını göstermektedir, karşıdaki fazlasına maruz kalırsa bundan zarar görebilir.Ve muhattabının kapasitesine göre algıda çeşitliliğe de açıktır.
Akarsu benzeri bir dostluk ise, sele dönüşüp karşısındaki insanı süpürebileceğinden, bu benzetmede de dostluğu gösteren kişinin sınırları ve ruhsal kapasitesi önem kazanmaktadır.
Gece korkular, kuşkular ve bilinmezlikle gelir. Bu da hata yapan kimseyi korkutacak, tedirgin edecek sinir bozucu bir davranış yapısını ortaya koymak anlamına gelmektedir. Hatalar halı altına süpürülürken bu hatayı yapan kişide tedirginlik ve vicdan azabı yaratmak esastır.
Öfkede ölü gibi olmak, insanı duygu bütünlüğü bağlamında pasifleştiren bir öneridir Diğer önermelerin içine sızmış enerji patlamaları ve güç akışıyla anlamsızca bir uyumsuzluk göstermektedir.
Mevlana bu kadar iddialı bir girişle temel insani iletişim biçimleri konusunda şöyle ol böyle ol dedikten sonra birden şaşırtıcı bir manevrayla ne olursan ol, demekte ve insanın değişemeyeceğini kabul edip, olduğun gibi görün lafıyla tüm önermeleri yerle bir etmektedir.
Bu özlü söz yumağı içinde saldırı-alay-yıkım gibi alt metinler barındırmakta, hap şeklinde felsefelerle hayatını değiştirmek isteyen insanoğlunun suratına tokat gibi inmektedir.
Yine de bu sözleri açımlarken Mevlana'nın ulaştığı bütünlük ve derinlikte, normal psikolojik davranış yapılarını tiye alacak bir mertebeye vardığını gözardı etmemiz yanlış olacaktır.
Olduğu gibi görünecek ya da göründüğü gibi olacak basit insanın ulaşması gereken en önemli özellik şekil-nitelik dengesini allak bullak etmiş derin kişilerin dokundurduğu lafları göz ardı edip günlük yaşamlarına dört elle sarılmaktır.

Sahtenin sahtesi

Para ve insan arasındaki ilişki söyledir:İnsan paranın sahtesini yapar,para da insanın.

Benjamin Franklin

Joe Sorren - Works



















Şatodan Naklen

11 Nisan 2010 Pazar

NINSDOL - Vivienne Westwood - Organize Yalancılık

Yeni tasarladığınız tişörtlerden birinde NISDOL yazıyor. Manası ne?

NINSDOL evrensel müsekkkinimiz: Nationalist Idolatry. Non-Stop Distraction and Organised Lying. (Ulusal putperestlik. Kesintisiz Dikkat Dağıtıcılığı ve Organize yalancılık) Mesajı şu: Bugünkü dozunuzu aldınız mı?

Aktif Direniş Manifestosu - Vivienne Westwood

(Vivienne Westwood'un Aktif Direniş Manifestosu'ndan Seçmeler)

Güzel Kölekız:.... Daha büyük bir mutluluğa doğru ilerlerken varacağımız yer bizden uzaklaşır hep. Bu iyi bir şeydir, çünkü cennete vardığımızda hepimiz ölmüş oluruz.
.....
Aristo: Olay örgüsünün parçaları olan hadiseler öyle düzenlenmelidir ki, aralarından biri çıkarıldığında bütünlük bozulacaktır. Bir hadisenin varlığı veya yokluğu kayda değer bir değişiklik yartmıyorsa, o hadise bütünün bir parçası değildir.
.....
Anlatıcı: ... Peki ya soyut sanat? Hiçbir nesneyi temsil etmeyen bir soyutluk! Ve öznelliğin içinde bir haz. Her şey zihindedir, ressamın zihninde. Eser bize ipucu vermez. Maalesef herkes niyet okuyucusu değil. O sanatçı evrenin sırrını keşfettiğini düşünebilir. Keşfini mezara götürecektir.
.....
Pinokyo: Yabancılaşma! Ağır bedel! Hayal gücünü denetlemenin yolu bizatihi hayal gücünden geçer. Ya da, daha doğrusu onun en iyi tarafından, etik boyutundan geçer. Etik tahayyül bir iç sağlamadır. Ortada bir kural yoktur. Her birey kendi başına karar vermelidir. Etik tahayyül sezgiseldir. Hakikate içgörüyle ulaşılır. Ve pratikle. Sanat eserleriyle gerçek hayatı kıyaslayarak. Genelde, gerçek santaçı sanatına sadıktır. çakma sanatçı kendini düşünür, kendi fikirlerini, kendi teorsinin, kendi egosunu parlatır. Sanat, hayal gücümücü denetlediğimiz ölçüde hayat bulur. Onu başıboş bırakrsak her şeyi ıskalarız.....
....

Samimiyet

Samimi olmayı vaat edebilirim ama tarafsız olmayı asla

Goethe

10 Nisan 2010 Cumartesi

Serseri Aşıklar

Patricia (Jean Seberg): Mutsuz olduğum için mi özgür değilim, yoksa özgür olmadığım için mi mutsuzum?

Michel (Jean Paul Belmondo): Mutsuzluk ile hiçlik arasında bir tercih yapacak olsam, hiçliği tercih ederim. Daha iyi değil, ama mutsuzluk taviz vermektir bir çeşit.

Zayıf

Güçlü olan, zayıf yanını herkesten iyi bilendir; daha güçlü olan ise zayıf yanına hükmedebilendir.

Konfüçyus

Yolcu Denklemi

Ya bir yol bul, ya bir yol aç, yada yoldan çekil.

Konfüçyus

Aynı Şeyleri Düşünmek

Herkes aynı şeyi düşünüyorsa,hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir.

W.Lippmann (1889-1974 -- Amerikalı yazar, siyaset yorumcusu)

8 Nisan 2010 Perşembe

Sonraki Gün

Sonraki günü,
boğulmaya yakın, denizde çırpınırken, yani ölmeden hemen önce Fatiha okumak isteyip de ağzına su dolan ve sadece gala gulu sesler çıkarmayı başaran adamın kahrıyla yaşayacağım.

Öbür Gün

Öbür günü,
yolda yürürken bir polis iyi günler dileyince bayılıveren tipin o bomboş, acizlik dolu rüyasında bir kafede oturup, garsonun devamlı yanlış şey getirmesine sinirlenerek geçireceğim.

Yarın

Yarını
karşısında süklüm püklüm otururken patronu caaart, diye osurunca naapacağını bilemeyen bir müdürün çaresizliğiyle yaşayacağım.

Bugün

Bugünü,
pastanın içinden büyük bir coşkuyla fırlayıp,
partinin dağıldığını, ortalıkta kimsenin kalmadığını gören bir dansözün hüsranıyla yaşayacağım...

Bir Sır

Bütün Dünya yıkılıp giderken ayakta kalmanın sırrı:
Hayallerini somutlaştırıp üstünde durabilmek...

Daktilo

Daktilom makineli tüfeğimdi ve doluydu

Charles Bukowski

6 Nisan 2010 Salı

Bonne Justice

İnsanlarda tek sıcak kanun,
üzümden şarap yapmaları,
kömürden ateş yapmaları,
öpücüklerden insan yapmalarıdır.

İnsanlarda tek zorlu kanun,
savaşlara, yoksulluğa karşı
kendilerini ayakta tutmaları,
ölüme karşı yaşamalarıdır.

İnsanlarda tek güzel kanun,
suyu ışık yapmaları,
düşü gerçek yapmaları,
düşmanı kardeş yapmalarıdır.

Hep var olan kanunlardır bunlar,
bir çocukcağzın tâ yüreğinden başlar,
yayılır, genişler, uzar gider
t"a akla kadar.

Paul ELUARD
Çeviren : A. KADİR

5 Nisan 2010 Pazartesi

Ying Yang

Yaşanan her şey içinde mutlulukla acıyı aynı anda barındırır.
Mutluluk dolu bir anın geçip gidişi, yaşanan güzelliklerin anılara gömülmesi
ve acıyla yoğrulmuş bir hatıranın zamana batışındaki ferahlama
Ying Yang budur işte.
Duygular tersini de içinde barındırır ve bundan kaçmak imkansızdır.

2 Nisan 2010 Cuma

Nic Christensen




Çan Eğrisi

3 yaşında başarı...

Donuna işememektir.

10 yaşında başarı...
Arkadaş bulabilmektir.
15 yaşında başarı...
Otomobil kullanabilmektir.
20 yaşında başarı...
Seks yapabilmektir.
30 yaşında başarı...
Para kazanabilmektir.
40 yaşında başarı...
Para harcayabilmektir.
50 yaşında başarı...
Para kazanabilmektir.
60 yaşında başarı...
Seks yapabilmektir.
70 yaşında başarı...
Otomobil kullanabilmektir.
75 yaşında başarı...
Arkadaş bulabilmektir.
80 yaşında başarı...
Donuna işememektir.

“Çan eğrisi”dir bu.

(Yılmaz Özdil'in yazısından alıntılanmıştır.)